Yetenek

SSL VPN ve IKEv2

VPN erişimini ayrı bir ağ istisnası değil, AAM kimlik, MFA ve cihaz güveni politikasının parçası olarak yönetin.

TR7 AAM, istemcili uzak erişim senaryolarını kimlik doğrulama, MFA, koşullu erişim ve cihaz postür kontrolüyle aynı erişim motoruna bağlayan bir mimari sunar. Kullanıcının tünel açma hakkı yalnızca kullanıcı adı ve parola ile değil; kimlik sağlayıcı, MFA sonucu, grup üyeliği, kaynak bağlamı ve ETM cihaz güveniyle birlikte değerlendirilir. SSL VPN ve IKEv2/IPsec, farklı ağ koşulları ve istemci ihtiyaçları için iki tamamlayıcı tünel yaklaşımı olarak konumlanır. SSL VPN, port 443 üzerinden erişim kolaylığı ve kısıtlı ağlardan geçiş için; IKEv2/IPsec ise native işletim sistemi istemcileri ve mobil yeniden bağlanma senaryoları için uygundur. TR7'nin bu sayfadaki ana değeri, VPN tünelini ayrı bir kimlik adasına dönüştürmemesidir. Aynı AAM politikası; kurumsal dizin, MFA, kullanıcı grubu, cihaz postürü ve erişim koşullarını tünel açılmadan önce değerlendirir. Sonuç: VPN erişimi, TR7'de yalnızca bir tünel protokolü değil; kimliği, cihaz güvenini, erişim kapsamını ve denetimi bir araya getiren AAM kontrollü uzak erişim kararıdır.

2
Tamamlayıcı VPN tünel yaklaşımı: SSL VPN ve IKEv2/IPsec
0
Ek RADIUS/AAA sunucusu — AAM authentication provider kullanılır
5+
Tünel kararında değerlendirilen faktör: kimlik, MFA, ETM postürü, kaynak IP, zaman penceresi

VPN tüneli açılmadan önce asıl soru protokol değil, kimin hangi cihazla neye erişeceğidir.

Geleneksel VPN mimarilerinde tünel çoğu zaman kimlik politikasından ayrı yönetilir. Bir tarafta kurumsal dizin, diğer tarafta VPN doğrulama sistemi, ayrıca MFA servisi, cihaz güveni için başka bir araç ve denetim için ayrı log hattı bulunur. Bu parçalı yapı, uzak erişimi güvenli olmaktan çok operasyonel olarak kırılgan hâle getirir.

Kullanıcının doğru parolayı bilmesi tek başına yeterli değildir. Cihaz yönetiliyor mu, disk şifrelemesi açık mı, güvenlik yazılımı güncel mi, kullanıcı doğru grupta mı, kaynak IP veya zaman aralığı riskli mi? Bu sorular tünel açılmadan önce cevaplanmıyorsa VPN, kurumsal ağı genişleten kontrolsüz bir kapıya dönüşür.

Split tunneling, tam tünel ve segment bazlı erişim de yalnızca ağ rotası meselesi değildir. Finans kullanıcısı ile yüklenici aynı ağa erişmemelidir; yönetilen kurumsal cihaz ile kişisel cihaz aynı yetkiye sahip olmamalıdır. Tünel politikası kimlik, grup ve cihaz güveniyle birlikte tasarlanmadığında erişim kapsamı gereğinden geniş kalır.

Operasyon tarafında da sorun büyür. SSL VPN, IKEv2, MFA, grup politikası, oturum kaydı ve SIEM aktarımı ayrı ayrı yönetilirse güvenlik ekibi olay anında bütün resmi göremez. Kimin bağlandığı, hangi cihazla bağlandığı, hangi segmentlere eriştiği ve bağlantının neden kesildiği tek denetim izinde görünmelidir.

TR7 AAM'in yaklaşımı, VPN erişimini ayrı bir ağ servisi olarak değil; kimlik, MFA, cihaz postürü, koşullu erişim ve denetim kararlarının birleştiği kontrollü uzak erişim katmanı olarak ele alır.

Yaklaşımımız

TR7 AAM, istemcili uzak erişimi protokol seçiminden önce kimlik, cihaz güveni ve erişim kapsamı kararı olarak değerlendirir.

Tek kimlik kararı farklı tünel seçeneklerine uygulanır

Kullanıcı LDAP/AD, RADIUS, OIDC, SAML veya lokal kullanıcı kaynağı üzerinden doğrulanabilir. Aynı kimlik kararı, SSL VPN veya IKEv2 gibi istemcili erişim seçenekleri için ortak politika temeli oluşturur.

ETM cihaz postürü tünel öncesi güven sinyali sağlar

Cihaz güven skoru, koşullu erişim kararının parçası olarak ele alınır. Yönetilen cihazlara geniş erişim, kişisel cihazlara kısıtlı erişim, güvensiz cihazlara ise erişim reddi modeli uygulanabilir.

SSL VPN kısıtlı ağlardan erişim için konumlanır

TLS tabanlı SSL VPN yaklaşımı, port 443 üzerinden çalıştığı için kurumsal güvenlik duvarı ve proxy ortamlarında geçiş kolaylığı sağlar. Split tunneling veya tam tünel kararı politika modeline bağlanabilir.

IKEv2/IPsec native istemci deneyimi için konumlanır

IKEv2/IPsec, Windows, macOS, iOS ve Android gibi işletim sistemlerinin native VPN istemcileriyle uyumlu bir uzak erişim modeli sunar. Mobil ağ değişimlerinde tünel sürekliliği için IKEv2 yaklaşımı pratik avantaj sağlar.

Yetenekler

TR7 SSL VPN ve IKEv2, tünel protokolünden çok AAM'in kimlik, MFA, postür ve erişim kapsamı kararını merkeze alır.

SSL VPN yaklaşımı port 443 üzerinden erişim kolaylığı hedefler

SSL VPN, HTTPS/TLS tabanlı tünel yaklaşımıyla kısıtlı ağlardan kurumsal kaynaklara erişim için konumlanır. Port 443 kullanımı, birçok kurum, otel, havaalanı veya dış ağ ortamında erişim kolaylığı sağlar. Bu model, özellikle ek istemci veya özel UDP portlarının kısıtlandığı durumlarda değerlidir.

IKEv2/IPsec native işletim sistemi istemcileriyle çalışacak şekilde konumlanır

IKEv2/IPsec, native işletim sistemi VPN istemcileriyle uyumlu kurumsal uzak erişim modeli için uygundur. Windows, macOS, iOS ve Android gibi platformlarda ek kullanıcı deneyimi karmaşasını azaltabilir. Mobil kullanıcıların ağ değiştirdiği senaryolarda IKEv2 mimarisi yeniden bağlanma açısından avantajlıdır.

AAM koşullu erişim tünel açma kararına bağlanır

VPN bağlantısı, AAM'in koşullu erişim politikasıyla birlikte değerlendirilebilir. Kullanıcı kimliği, grup üyeliği, kaynak IP, zaman penceresi, cihaz güveni ve risk sinyalleri tünel açılmadan önce karar sürecine alınır. Bu yaklaşım, VPN'i ağ seviyesinde açık kapı olmaktan çıkarır. Erişim kararı kullanıcı ve cihaz bağlamıyla sınırlandırılır.

MFA motoru VPN erişiminde de ortak güven katmanı sağlar

TR7 AAM'in MFA yaklaşımı, VPN erişim kararına da uygulanacak ortak güven faktörü olarak kullanılabilir. TOTP, SMS OTP veya e-posta OTP gibi yöntemler kullanıcı doğrulamasını güçlendirir. Güvenilir cihaz veya risk bazlı doğrulama modeliyle kullanıcı deneyimi ve güvenlik dengelenebilir. Böylece VPN için ayrı MFA altyapısı işletme ihtiyacı azaltılır.

Kurumsal dizin ve federasyon kaynakları tek kimlik motorunda birleşir

AAM, LDAP/AD, RADIUS, OIDC, SAML ve lokal kullanıcı kaynaklarıyla çalışabilen kimlik sağlayıcı modeline sahiptir. VPN erişimi ayrı bir kullanıcı veritabanı veya ayrı bir kimlik adası olarak ele alınmaz. Kullanıcı zaten kurumda hangi kimlikle yönetiliyorsa, tünel açma kararı da aynı kimlik bağlamına bağlanır. Bu yapı kullanıcı yaşam döngüsü yönetimini sadeleştirir.

Grup bazlı ağ erişimi segment kapsamını daraltır

Kullanıcının hangi ağ segmentlerine erişebileceği grup üyeliği veya AAM kullanıcı politikasıyla ilişkilendirilebilir. Finans ekibi yalnızca finans sistemlerine, yüklenici yalnızca proje servislerine, DevOps ekibi yalnızca geliştirme ortamına yönlendirilebilir. Bu model, VPN açıldıktan sonra tüm ağa erişim verilmesi hatasını azaltır. Tünel erişimi kimlik temelli segment kontrolüne dönüşür.

ETM cihaz güveni kurumsal ve kişisel cihazları ayırır

ETM cihaz postür sinyalleri, tünel erişiminde yönetilen ve yönetilmeyen cihazları ayırmak için kullanılabilir. Disk şifreleme, güvenlik yazılımı, yama durumu veya kurumsal yönetim sinyalleri erişim seviyesini etkileyebilir. Güvenilir cihaz tam ağa, düşük güvenli cihaz yalnızca sınırlı kurum servislerine yönlendirilebilir. Bu yaklaşım, uzaktan erişimde cihaz riskini görünür hâle getirir.

Denetim kayıtları VPN erişimini kullanıcı bağlamıyla izlenebilir kılar

VPN oturumları kullanıcı kimliği, kaynak IP, oturum zamanı, bağlantı süresi ve politika sonucu gibi alanlarla denetim izine bağlanabilir. Bu kayıtlar SIEM akışına taşınarak güvenlik olaylarıyla ilişkilendirilebilir. Operasyon ekibi yalnızca bağlantının açıldığını değil, hangi güven kararlarıyla açıldığını da görebilir. Bu görünürlük uyumluluk ve olay incelemesi için kritiktir.

Split tunneling ve tam tünel kararları politikaya bağlanır

Split tunneling, yalnızca kurum IP aralıklarının veya belirli servislerin tünelden geçirilmesini sağlar. Tam tünel ise tüm istemci trafiğini kurumsal geçiş noktasına taşır. Hangi modelin uygulanacağı kullanıcı grubu, cihaz güveni, lokasyon veya risk seviyesine göre belirlenebilir.

Oturum sonlandırma riske göre erişimi geri alabilir

Cihaz postürü bağlantı sırasında kötüleşirse, risk skoru değişirse veya kullanıcı politikası ihlal edilirse oturumun kesilmesi veya yeniden doğrulama istenmesi gerekir. TR7 AAM mimarisi bu kararı koşullu erişim ve denetim modeliyle ilişkilendirir. Bu yaklaşım, VPN erişimini bir kez açıldıktan sonra unutulan kalıcı kanal olmaktan çıkarır. Erişim, oturum boyunca gözlemlenebilir ve geri alınabilir olmalıdır.

Operasyonel derinlik

SSL VPN ve IKEv2 mimarisinde doğrulanmış AAM kimlik yetenekleri, tünel operasyonu gereksinimleriyle birlikte ele alınmalıdır.

01

Doğrulanmış AAM temeli

Kimlik sağlayıcılar, MFA, koşullu erişim ve ETM cihaz postür konsepti bu sayfanın güvenilir temelidir. Sayfanın ana mesajı VPN'in bu erişim motoruna bağlanmasıdır. Tünel protokolü, kimlik ve politika kararının uygulandığı kanal olarak konumlanır.

02

SSL VPN port modeli

SSL VPN yaklaşımı TLS 1.2+ ve port 443 üzerinden konumlanır. Bu, kısıtlı ağlardan erişim açısından avantaj sağlar. Kurumsal güvenlik duvarı ve proxy ortamlarında geçiş kolaylığı, IKEv2'ye göre öne çıkan pratik avantajdır.

03

IKEv2 firewall gereksinimi

IKEv2/IPsec modelinde UDP 500 (IKE) ve UDP 4500 (NAT-T) portları, NAT-T davranışı ve güvenlik duvarı izinleri kritik hâle gelir. SSL VPN'e göre bazı kısıtlı ağlarda engellenme ihtimali daha yüksektir. Bu nedenle SSL VPN ve IKEv2, farklı erişim koşulları için tamamlayıcı seçeneklerdir.

04

Tünel IP havuzu

VPN mimarisinde her oturuma atanacak tünel IP havuzu planlanmalıdır. Havuz tükenmesi durumunda yeni bağlantılar reddedilebilir veya bekletilebilir. Havuz boyutu ve yönetim modeli dağıtım gereksinimlerine göre yapılandırılmalıdır.

05

DNS ve split DNS

VPN erişiminde kurum domainlerinin iç DNS üzerinden, diğer domainlerin dış çözümleme üzerinden gitmesi gerekebilir. Split DNS, split tunneling tasarımının doğal tamamlayıcısıdır. Bu davranış dağıtım mimarisine ve politika yapılandırmasına bağlıdır.

06

MTU ve MSS planlaması

Tünel protokolleri ek başlık maliyeti oluşturur. MTU/MSS ayarı, özellikle IPsec ESP ve TLS tünel performansı için önemlidir. Yanlış ayarlar parçalanma, düşük verim veya bazı uygulamalarda bağlantı sorunları üretebilir.

07

HA ve failover davranışı

AAM gateway çiftli çalışırken VPN oturumlarının failover davranışı tünel teknolojisine bağlıdır. IKEv2 tarafında mobil yeniden bağlanma mimarisi avantajlı olabilir; SSL VPN tarafında VIP ve oturum sürekliliği tasarımı ayrıca ele alınmalıdır.

Hangi senaryolarda kullanılır

Uzak çalışan için kurumsal SSL VPN erişimi

Evden veya seyahatten çalışan kullanıcı, kurumsal kimliği ve MFA ile AAM üzerinden doğrulanır. ETM cihaz güveni yeterliyse SSL VPN üzerinden intranet servislerine erişim verilir; kişisel cihazlarda erişim daha dar segmentlerle sınırlandırılır.

Mobil saha ekibi için IKEv2 erişimi

Saha teknisyeni, mobil cihazındaki native IKEv2 istemcisiyle kurumsal ağa bağlanabilir. Cihaz yönetilen profil ve yüksek ETM güven skoruna sahipse daha geniş erişim verilir; ağ değişimlerinde IKEv2 yaklaşımı mobil kullanım için daha uygundur.

Yüklenici için zaman sınırlı proje erişimi

Üçüncü taraf yükleniciye yalnızca proje süresi boyunca geçerli kullanıcı hesabı ve kısıtlı grup atanır. VPN erişimi yalnızca proje kurum servislerinin bulunduğu segmente açılır ve tüm oturumlar denetim kaydına bağlanır.

OT ve SCADA ağına kontrollü uzak erişim

Fabrika otomasyon mühendisi yalnızca OT segmentine erişecek şekilde VPN politikası alır. Koşullu erişim mesai saati, kullanıcı grubu, kaynak IP ve cihaz güveniyle kararı sınırlar; genel kurumsal ağa geniş erişim verilmez.

Sık sorulanlar

SSL VPN ile IKEv2/IPsec arasında nasıl seçim yapılır?
SSL VPN, port 443 üzerinden TLS tabanlı çalıştığı için kısıtlı ağlarda, kurumsal proxy ve güvenlik duvarı arkasında erişim kolaylığı sağlar. IKEv2/IPsec ise native işletim sistemi istemcileriyle çalışır ve mobil ağ değişimlerinde MOBIKE aracılığıyla tünel sürekliliği açısından avantajlıdır. UDP 500 ve UDP 4500 portlarının açık olduğu ortamlarda IKEv2 tercih edilebilir; her iki yaklaşım tamamlayıcı olarak konumlanır.
VPN bağlantısı için ayrı bir RADIUS sunucusu gerekiyor mu?
Hayır. TR7 AAM'in authentication provider motoru, LDAP/AD, RADIUS, OIDC, SAML ve lokal kullanıcı kaynaklarını doğrudan destekler. VPN kimlik doğrulaması, AAM'in ortak kimlik motoruna bağlanır; ayrı bir RADIUS/AAA altyapısı kurma ihtiyacı ortadan kalkar.
MFA, VPN bağlantısında nasıl devreye girer?
AAM'in MFA motoru, tünel açılmadan önce devreye girer. TOTP, SMS OTP veya e-posta OTP yöntemleri kullanıcı doğrulamasını güçlendirir. Güvenilir cihaz kısayolu yapılandırılabilir; böylece yönetilen ve yüksek ETM güvenine sahip cihazlarda tekrar MFA istenmeyebilir. Ayrı bir VPN MFA altyapısı gerekmez.
ETM cihaz postürü tünel kararını nasıl etkiler?
ETM, disk şifreleme, güvenlik yazılımı güncelliği, yama durumu ve kurumsal yönetim varlığı gibi sinyalleri değerlendirir. Bu skor koşullu erişim politikasının parçası olarak tünel açılmadan önce kontrol edilir. Yönetilen cihazlara tam erişim, kişisel cihazlara kısıtlı erişim, eşik altı cihazlara ise erişim reddi uygulanabilir.
Split tunneling ve tam tünel arasındaki fark nedir?
Split tunneling yalnızca kurum IP aralıklarını veya belirli kurum servislerini tünelden geçirir; diğer trafik doğrudan internete çıkar. Tam tünel ise tüm istemci trafiğini AAM gateway üzerinden taşır. Hangi modelin uygulanacağı kullanıcı grubu, cihaz güveni veya risk seviyesine göre politikayla belirlenir.
Aktif bir VPN oturumu bağlantı sırasında kesilebilir mi?
Evet. Cihaz postürü bağlantı sırasında kötüleşirse, risk skoru değişirse veya kullanıcı politikası ihlal edilirse AAM aktif tünel oturumunu kesebilir ya da yeniden doğrulama isteyebilir. Bu yaklaşım, VPN'i bir kez açıldıktan sonra unutulan kalıcı kanal olmaktan çıkarır; erişim oturum boyunca gözlemlenebilir ve geri alınabilir olur.

VPN erişiminizi kimlik ve cihaz güveniyle yönetin

SSL VPN ve IKEv2 tünelini AAM kimlik motoru, MFA ve ETM cihaz postürüyle birleştiren mimariye bakın. Kendi ortamınızda canlı bir kurulumda gezdirelim.